İnsan

1. Sözlüklere göre insan:

Akıl ve fikir sahibi; konuşarak anlaşan yaratık; adem oğlu; kişi oğlu; beşer; merdum; iyi huylu ve olgun kişidir.

“İnsan hayır istemekten usanmaz

Fakat kendisine bir kötülük dokunursa hemen ümitsizliğe düşer, üzülüverir” (41/49)

“Okunacak en büyük kitap insandır”

Hacı Bektaş-i Veli

“İnsanlığa olan güveninizi hiç kaybetmemelisiniz.

Çünkü insanlık bir okyanustur; okyanusa damlayan birkaç damla onu kirletmez.”

Budha

“Her insan bir dünyadır”

Herbert

“Öküzlerle domuzlar konuşabilselerdi, konuları hep ot ve yem olurdu

Mideleri için yaşayan insanlar da onlardan farksızdır”

Epictetos

İnsanlar pek çok şeyi öğrenmişler; kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi

Fakat çok basit birşeyi öğrenememişler:

İnsan gibi yaşamayı.”

Blaise Pascal

“Okumasını bilirsen, her insanın bir kitap olduğunu göreceksin”

WEChanning

“Hiçbir varlık, insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz.”

Friedrich Holderin

“İnsan, ne ise o olmayı red eden tek mahluktur”

Albert Camus

2. Kün/ol emriyle kainatı yoktan var eden Allah, Kur’an diliyle söyleyecek olursak, insanı “iki eliyle, ahsen-i takvim üzere, yani en güzel biçimde/ düzende” yaratmış ve ona “ruhundan üflemiştir”.

Anlaşılacağı gibi insan, başka bir varlığın evrimiyle, yani uzun asırlar boyunca süren bir değişim ve başkalaşımla insansı maymunlardan değil, özel bir yaratılışla, doğrudan doğruya bugünkü şekliyle (ahseni takvim üzere) insan olarak varlık alemine çıkarılmıştır.

Allah (cc), en güzel biçimde yarattığı bu insanı bir şey bilmez, cahil biri olarak değil, eşyanın/ şeylerin yani görünen bütün varlıkların ya da hemen göze çarpan/ görünüveren bütün cisimlerin isimlerini öğreterek yeryüzüne göndermiş; onu bu haliyle kendisine halife kılmış ve emaneti ona vermiştir.

Daha açık bir dille ifade edecek olursak, yeryüzünde Allah’ın halifesi olan ve üzerinde O’nun (cc) adına tasarruf etme yetkisi bulunan insanın başlangıç olarak cahil, yabani ve mağara insanı olma dönemi yoktur.

Çünkü cahil birisinin her şeyi bizatihi bilen bir yaratıcının halifesi/vekili olması zaten düşünülemez.

Özetleyecek olursak:

İnsan yaradılış olarak en güzeldir, akıllıdır, bilgilidir (kendisi için gerekli her şeyi bilir) ve medenidir (davranışları dengeli, çevresindekilerle ilişkileri en güzel seviyededir).

Tarihin kimi dönemlerinde cahilleşmiş, yabanileşmiş, canavarlaşmış, hayvanlaşmış, hatta hayvandan da aşağı (Kur’anın ifadesiyle belhüm adal) olmuş ve hiç bir şeyden anlamaz bir mağara adamı haline gelmişse bu onun yaratılışta ve hemen sonrasında kendisine verilen nimetlere sahip olamayışından kaynaklanan bir vakıadır/olgudur.

Bugün bile en uygar (fakat kesinlikle medeni değil) toplumlarda kimi insanların canavarlaşıp hayvandan daha aşağı derekelere indiğini görmüyor muyuz?

3. İlk yaratılışından ve varlık alemine çıkarılışından itibaren insan cismani bir varlık olduğu gibi, aynı zamanda ruhani bir varlıktır.

Yani insan beden ve ruh olarak yaratılmıştır.

Bu bakımdan diğer yaratılmışlara üstünlüğü sadece beden olarak değil, aynı zamanda ruh olaraktır.

Zaten insanın ahseni takvim üzere yaratılmış bir varlık olması da bunu göstermektedir.

Nitekim Kâinatın efendisi (sav) bu gerçeği şu şekilde ifade etmiştir:

“Allah’ın ilk olarak yarattığı şey benim nurumdur (ruhumdur)” (Acluni)

İnsanın tek bir nefisten yaratılmış olması insanlığın ortak ana babadan geldiğine işaret etmektedir.

“Ey insanlar!

Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının…” (4/1)

“Sizi bir tek candan yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini yaratan O’dur…

Ya da, “kaynaşıp gönlü ısınsın diye ondan da eşini yaratan O’dur…” (7/189)

“Allah sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini var etmiştir…” (39/6)

O’ndan da eşini yarattı kısmını, bazı müfessirler (Razi, Taberi) onun cinsinden şeklinde yorumlamışlardır.

Buna göre Havva validemiz Adem’in bedeninden değil, O’nun (as) yaratıldığı topraktan yaratılmış olmaktadır.

Nitekim Arapça sülale kelimesi, çamurdan süzülmüş hülasa anlamında olup, insanın toprakla olan bağlantısını ifade eder.

Ahsen-i takvim üzere yaratılmış olmasından dolayı “eşref-i mahlukat/ yaratılmışların en şereflisi” olan insan daha başlangıçta kendisine verilen bu özelliğini koruduğu sürece yükselmeye devam edecek ve “âlâ-i illiyyîn’e/ yücelerin en yücesine” çıkacaktır.

YAZARIN BİYOGRAFİSİNE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ