Kaşıkçı Cinayetiyle Alakalı Sır Dosya!

Kıymetli Okurlarım,

öncelikle neden böyle bir başlığı seçtiğimi izah etmeme izin verin.

Toplum olarak sihir ve sihirbazlara göstermiş olduğumuz ilgi, o mesleğin sırlarının ve gizeminin çokluğundan kaynaklanmaktadır. Sanırım ben de sizlerin ilgisini çekmek adına böyle bir başlıkla düşüncelerimi kaleme almaya karar verdim.

Emin olun pişman olmayacaksınız…

Elimde sır bir dosya var ve bunu ilk kez dailyhavadis aracılığıyla sizlerle paylaşacağım!

Evet, Kaşıkçı cinayetiyle yatıp onunla kalkan bir medyanın yönlendirmesiyle Türkiye’de bazı gelişmeleri gözden kaçırdığımızı düşünüyorum.

Asıl dikkat çekmek istediğin husus Adana’da yaşanan katliam vakası…

Bir anne düşünün… Daha karnındayken bağ kurduğu evlatlarını gözünü kırpmadan (veya kırparak) katletti.

Aile baskısı, koca baskısı ve kadının iç dünyasında yaşadıkları bir araya gelince böylesi hunharca bir vakayla kaç gündür beynim sarsıntı geçiriyor. Haberi duyduğum andan itibaren Kaşıkçı cinayetine duyduğum ilgiyi bir anda kağıt mendil gibi buruşturup, tarihin derinliklerine atmaya karar verdim.

Bu cinayet vakasından sonra bir yazar olarak kendi toplumumuzu düşünmek zorunda kaldım.

Neler oluyor bize? Türk milleti hangi ara böyle hunhar hale gelmeye başladı? Nereye  gidiyoruz?

Zirvede farklı meseleler ele alınırken toplumun alt katmanında yahut kesiminde ciddi sarsıntılar geçiriyoruz.

Buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti devleti (Zirve) ne yapıyor? Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın (Milli Eğitim Bakanlığı gibi) Türk ailesini veya toplumunu korumaya yönelik bir projesi var mı? Çünkü bu aile dramı ilk değil… 2018 Mayıs ayında Ankara’da da benzer durum yaşanmıştı. Bu gidişle son da olmayacak…

İlgili bakanlığın internet sitesine girdiğimde böyle bir kaygının yaşanmadığını rahatlıkla görebilirsiniz. (Açılış, sempozyum, toplantı…) O zaman insanın (en azından benim) gözleri TBMM’yi arıyor. Meclisimizde bu konuyla alakalı bir gelişme var mı? Olayı toplum bazında araştıracak bir komisyon (Komisyonda mutlaka sosyolog ve psikolog olmalı) oluşturuldu mu? Bu cinayet veya cinayetler Meclisimizin gündemine geldi mi? Biraz araştırma yapınca TBMM’de de farklı mesailerin yapıldığını gördüm. Sanırım bu sorularıma uzun bir süre yanıt bulamayacağım.

Vakayı ilk duyduğumda, Michale Foucault’nun Bir Aile Cinayeti adlı bir nevi editörlüğünü yaptığı eseri aklıma geldi. Hemen şu kanıya varmıştım: Bu kadın kesin intihar etmeden önce çocuklarını düşünmüş ve gelecekleri hakkında endişeye düştüğü için bu vakayı işlemiş olabilirdi.

Zaten jandarmada kadının ifadelerini sonradan okuduğumda yüreğim bin parçaya bölündü. Keşke düşüncemde yanılsaydım. Keşke o çocukların kılına zarar gelmeseydi de ben haksız çıksaydım.

Sahi ne ara canileştik? Yahut ne ara bu kadar duyarsız hale geldik? Bir cani, bir de duyarsız bir Türk toplumu var.

Gözlerimi Türk toplumuna çevirdim. Toplum belki diline dolamıştır da ileride gündem olur diye bekledim. Beyhude bir bekleyişti. Bu kez de yanıldım.

Bu cinayet, gazetelerin bazılarının manşetini bazılarının ise 3. sayfasını oluşturdu. O kadar…

Emin olun böyle bir vaka Avrupa’da yaşansa insanlar bu vakayı günlerce konuşur, o ülkenin aydınları da köşelerinde veya tv programlarında bunu tartışırlardı. Ancak öyle görünüyor ki üst düzey kurumlarımızın gündeminde olmadığı gibi Türkiye için medyada boy gösterenlerin de gündeminde bu cinayet hiç olmadı. Türkiye’deki fondötenli aydınların (fondötensiz olanları da mevcut) maalesef gündeminde bile değil. Hele hele bazı haber kanalları var kı Kaşıkçı’yla yatıp Aşçı’yla kalkıyor.

Bu ülkede fesliler kadar gündeme gelmedi, üç küçük fidanın öldürülmesi…

Ah güzel ülkem, Türkiyem!

Cambaza bak, cambaza bak derken hepimiz dış politika uzmanı olduk. Sanırım bize iç politika veya acilen toplum uzmanı lazım.

Alın size sır dosya!

Kalın sağlıcakla, vesselam.

YAZARIN BİYOGRAFİSİNE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ