Asıl Engelliler Kimlerdir?

Engelli denildiğinde ilk akla gelen, bedeni ve zihni noksanlığı olan insanlarımızdır.

Gerek devlet gerekse sivil toplum kuruluşları bu gibi insanlarımızın hayatlarını kolaylaştırmak için imkanları ölçüsünde ellerinden geleni yaparlar.

Engelli olarak tanımladığımız bu gibi insanlarımızı hayata bağlamak ve onların sıkıntılarına ortak olmak için kurulmuş dernekler de vardır.

Yine bedeni ve zihni engelli insanlarımızı her türlü sportif yarışmalara hazırlayan kulüplerimiz bile vardır.

Şüphesiz ki bu söylediklerimiz ve daha fazlası mutlaka yapılması gereken güzel şeylerdir.

Fakat asıl engelliler bakıldığında hemen görünüveren bedeni ve zihni noksanlığı olan insanlarımız değildir.

Öyleyse asıl engelliler kimlerdir mi diyorsunuz?

Asıl engelliler ruhi engellilerdir.

İşin acı olan tarafı ise bu ruhi engellilerin hiç dikkate alınmayışı daha da acı olan tarafı ise böyle bir engelli oluştan kimsenin haberdar olmayışıdır.

Bunun içindir ki ruhi engellilerin tedavisi ile kimse uğraşmaz.

Diğer taraftan, ruhi engellilerin tedavisi ile uğraşmak bilgi ve birikim isteyen bir iştir.

Herkes ruhi engelli kişinin tedavisi ile uğraşamaz, zaten işin hassasiyeti gereği uğraşmamalıdır da…

Yeterli bilgiye ve birikime sahip olmadan ruhi engellilerin tedavisi ile uğraşanlar, Anadolu insanının o muhteşem ifadesiyle, kaş yapayım derken göz çıkarırlar.

Ruhi engellilerin tedavisi ile uğraşanların çok iyi bir usul eğitimi almaları gerekir.

Mecelle kaidesine göre “usül esastan önce gelir”.

Bilindiği gibi en büyük ruhi engelliler münafık olarak nitelenen, iki yüzlü, iki kimlikli insanlardır.

Aslında bunlara insan demek de doğru değildir.

Ne var ki bunlar insan olarak sınıflanmaktadır.

Fakat bunlar hayvanlar gibidir ve hayvanların da en kötüsüdür.

“Çünkü yerde yürüyen hayvanların Allah katında en kötüsü (hakkı) akıllarına sokmaz (ve hakkı duyup söylemez olan) sağırlar ve dilsizlerdir.” (Enfal/22)

Kur’an’a göre bunlar hayvandan da aşağıdırlar.

“Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun?

Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.” (Furkan/44)

“Andolsun ki biz cin ve insden bir çoğunu cehennem için yaratmışızdır.

Onların kalbleri vardır, bunlarla idrâk etmezler; gözleri vardır, bunlarla görmezler; kulakları vardır, bunlarla işitmezler.

Onlar dört ayaklı hayvanlar gibidir.

Hattâ daha sapıkdırlar.

Onlar gaflete düşenlerin ta kendileridir.” (Araf/179)

Evet, en büyük engelliler, kafirlerin de en kötüsü olan ve hayvanlardan da aşağı olan münafıklardır.

Maalesef bunlar bu güzel ülkemizde, bu muhteşem vatan coğrafyasında bol miktarda varlardır.

Bunların şerrinden korunmak için, bunların iyi teşhis edilmeleri gerekir.

Bunlar kimi zaman en yakınımızdadırlar.

Bunlar bu milletin, bu ülkenin ve bu aziz milletin zararına olacak şekilde haçlılarla el ve gönül birliği yaparlar.

Rabbimin bunları kahretmesi yakındır.

Umudum odur.

Bunlara vatan haini demiyorum.

Hiçbir zaman da bunlara vatan haini demedim.

Çünkü bunların bu toprakların vatan olmasında terleri, gözyaşları ve kanları yoktur.

Yani bu vatan bu hayvandan aşağı varlıkların vatanı değildir.

Rabbim ruhi engellilerin şerlerinden cümlemizi muhafaza buyursun.

YAZARIN BİYOGRAFİSİNE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ