Herkes Kendi İpini Göğüsler

Uhrevi yarışların dünyevi yarışlardan en büyük farkı budur…
Yani herkesin kendi ipini göğüslemesi…
Neden mi uhrevi yarışlarda herkes kendi ipini göğüsler?
Çünkü…
Uhrevi yarışlarda herkes kendisiyle yarışır da ondan…
Oysa dünyevi yarışlarda herkes herkesle yarışır…
Herkes herkesi geçmek zorundadır…
Bu nedenledir ki…
Dünyevi yarışlarda, her türlü ayak oyunu döner…
Her türlü haset devrededir…
Her türlü iftira kol gezer…
Her türlü çelmeler takılır…
Kimi zaman en yakın insanlar takarlar birbirlerine çelmeyi…
Kimi zaman akrabalar, dostlar, kırk yıllık arkadaşlar birbirlerine atarlar iftirayı…
Yukarıda gibi gördükleri koltuğa ulaşabilmek için…
Evet, dünyevi yarışlarda öylesine dolaplar döner ki, dönen dolaplara da, dolapları döndürenlere de şeytanın bile aklı ermez…
Çünkü insanın şeytanı, cinin şeytanından birkaç gömlek yukarıdadır.
Öyle yukarıdadır ki, cinin şeytanı insanın şeytanının eline su bile dökemez…
Oysa uhrevi yarışlarda herkes kendi yolunda, kendi kulvarında koşar…
Kimsenin kimseye çelme takma imkânı da ihtimali de yoktur.
Koşunun birincisi de sonuncusu da kendisidir.
Eyvah beni falan aldattı da diyemez…
Çünkü uhrevi koşularda aldanan da aldatan da kişinin kendisidir…
Rabbim cümlemizi uhrevi yarışını kazananlardan eylesin.
Her birimize, el ele tutuşarak cennete girmeyi Cemaliyle şereflenmeyi nasip etsin.
İslam yolunda bizi azimetten ayırmasın.